The Artist (2011) poster

The Artist (2011)

Country
France
Runtime
100 minutes
sanemg 1920’li yıllar. Sessiz filmlerin starı George Valentin, aktris olmak isteyen genç Peppy Miller’a destek olur. Ancak büyük stüdyolar artık sesli film çekmeye başlamışlardır ve Peppy Miller hızla yükselirken, sesli filmleri küçümseyen George Valentin için düşüş kaçınılmaz olacaktır.

Brook profile photo
Brook
İnsanı sakinleştiren, kendinden koparan bir filmdi. Mutlaka izleyin.
4
1 month ago
UNALILK profile photo
UNALILK
Türünün son örneği güzel film... Huzur içinde izleyebilirsiniz sessiz sakin...
8
9 months ago
EsraG. profile photo
EsraG.
Dönemini mükemmel bir şekilde yansıtan şahane film. Kostümleri, sessiz film dönemini son derece iyi yansıtan oyunculukları ve şahane müzikleriyle ödülünü son derece hak ediyor. Herkes sevmeyebilir, zira sinema salonunu söylenerek terk eden çok olmuştu. Film siyah-beyaz ve büyük çoğunluğu sessiz. Ayrıca Uggie'ye ayrı bir ödül falan verilmeliydi :)
6
9 months ago
Ricky.McFloyd profile photo
Ricky.McFloyd
Klasik havası güzel verilse de oscar çok çok fazla bu film için diye düşünüyorum. Jürinin yaş ortalamasına bakılırsa gençlik yıllarını da hatırlatmış olabilir film belki bilemiyorum :) Kadın oyuncunun oyunculuğunu da çok beğenmedim belki o yüzden filme çok bağlanıp keyifle izleyemedim bilemiyorum ama beklentimin çok altında kaldı.
2
9 months ago
damla. profile photo
damla.
film gerçekten en farklı yapımlarından birisi siyah beyaz olması, sessiz olması eskiyi anması gayet güzel detaylar.. Ayrıca isterseniz izlerken kendi filminize kendi diyaloglarınızı yazabilirsiniz.ben öyle yaptım bence çok eğlenceli..
2
over 1 year ago
EDITOR profile photo
EDITOR
SESSİZLİĞE ÖDÜL Sanırım günümüzde tekrar sessiz sinema dönemlerine ait siyah beyaz bir film yapmak bayağı zor birşey! Baksanıza ödülleri toplamış. Ama filmde bir numara yok. Sıkıcı bile.
0
over 1 year ago
eskon profile photo
eskon
2011 yılında çekilmiş sessiz, siyah beyaz bir film. büyük cesaret, büyük risk; bu oranda büyük de bir başarı !!
3
2 years ago
otekiben profile photo
otekiben
tam anlamiyla yesilcam klasigi
0
over 2 years ago
cinemarty profile photo
cinemarty
Sinema salonunda tek başıma izlemiştim. Benim için mükemmeldi. En azından etrafımda gideceği filmi araştırmayıp sadece afişe bakarak filme giren sonra da bu nasıl dandik film böyle deyip film boyunca bıdı bıdı konuşan veya telefonuyla oynayan bir topluluk yoktu çok şükür :) Hoş denk gelince uyarıyorum kendileri salonu terk ediyor zaten :)
3
over 2 years ago
sanemg profile photo
sanemg
DİKKAT SPOILER İÇERİR.

THE ARTİST-Sinema Ses Getiriyor.
Artist, başlar başlamaz seyirciyi içine alıyor ve ilk on beş dakikada film endüstrisini pek çok yönüyle (gala gecesi heyecanı, oyuncuların egosu ve aralarındaki çekişme, v.s. ) son derece başarılı bir şekilde gözler önüne sererek, daha baştan alkışı hak ediyor.

Ama artılar bununla bitmiyor. Filmin siyah beyaz ve sessiz çekilmesi o dönemin ruhunu anlamamızı çok kolaylaştırıyor. George Valentin’i oynayan Fransız aktör Jean Dujardin, sol kaş aşağı yönelirken sağ kaş yukarı bakacak kadar başarılı olan mimikleriyle harika bir George Valentin portresi çiziyor. Bu adam Gene Kelly’le Erroll Flynn’in karışımı sanki, hatta biraz Clark Gable havası bile var. Maçolukla kibarlığı harmanlamış, “ben sevdiğim kadına harika hissettirebilen kötü erkeğim” havasında. Ayrıca güzel gülümsüyor.

Öte yandan, filmin yönetmeni Michel Hazanavicius’un gerçek hayattaki eşi, Peppy Miller’ı oynayan Berenice Bejo, adeta ışıldıyor. Onunkisi çocuksu ve davetkar bir güzellik. Rolüne cuk oturmuş. Filmde küçük rollerden başrole doğru hızla yükselişini izlerken, “bu kız yükselmeyecek de kim yükselecek” diyorsunuz.

Filmin rüya (kabus) sahnesi etkileyici. Sesli filmlerde gelecek görmeyip yapımcısına kafa tutan George Valentin, rüyasında stüdyoda odasındadır. Etrafındaki her şey ses çıkarmakta, köpeği havlamakta, telefon çalmaktadır; ancak ne kadar çığlık atsa da George kendi sesini duyamaz. George’un gördüğü bu kabus, sesli filmlerle ilgili olarak yapımcısına “gelecek böyleyse ben almayayım” derken, aslında kendisinin de ne kadar tereddütlü olduğunu biz izleyenlere başarıyla hissettiriyor.
Filmde bir de final sahnesi sesli çekilmiş, ki bu da çok yerinde bir tercih olmuş.
Final sahnesinde, son birkaç dakikada kendinizi sessiz değil, sesli film izlerken buluyorsunuz. Böylece sadece bir buçuk saat sessiz film izledikten sonra bile sesli filme geçiş yaptığınızda, bünyenin nasıl yadırgadığını görüp şaşırıyorsunuz. O zaman empati başlıyor: Koskoca bir sektörün sessiz filmden sesli filme geçişi ne kadar zor olmuştur kimbilir! Final sahnesi, yarattığı bu empati ile takdirimi kazanıyor.
Aynı zamanda devrin gerçekten de değiştiğinin sembolik olarak altını çiziyor ve seyirci de, o anda, sinemanın artık sesli çekilmeye başladığını tamamen kabulleniyor.


Bu filmden sonra sesli sinemanın doğuşu ile ilgili internette küçük bir araştırma yaptım. Öğrendim ki, 1927 yılına kadar tümüyle sessiz çekilen filmler, 1927 yılında sesli çekilmeye başlanmış. İlk sesli film Caz Şarkıcısı (The Jazz Singer) imiş. Sessiz filmler, bazı büyük salonlarda özel orkestraların yaptığı müzik eşliğinde gösterilir ve perdeye zaman zaman, filmin akışını kesintiye uğratan açıklayıcı yazılar/diyaloglar yansırmış.
Sesli film çekilmeye başlanması ile sinema yeni starlar yaratırken, sesi güzel olmayan, rollerini ezberleyemeyen ya da hala abartılı jest ve mimik hareketleri ile oynayan oyuncuların dönemi sona ermiş.
Filmin tüm artılarından sonra bir de eksisinden bahsedeyim. İyi anlatılmış; başarılı buluşlar, iyi oyunculuk, iyi bir teknikle desteklenmiş, ancak "zayıf" bir hikayeyle karşı karşıya olduğumuzu düşünüyorum.
Kariyeri yükselişe geçen vefalı, iyi kalpli genç yetenek ile yeniliklere ayak uydur-a-mayan eski star; son derece bildik bir hikaye değil mi sizce de?
2
almost 3 years ago

Who liked The Artist

Who wishlisted The Artist

Shelves that Include The Artist

Interesting content shared about The Artist

^ Back to Top