Bottle Rocket (1996)

Bottle Rocket (1996)

Puan Yeterli oy sayısına ulaşılamadı
Senin Puanın
Etiketler Dram, Çerezlik, Absürt
Yönetmen
Dil
İngilizce
Ülke
ABD
Süre
91 dakika
17
0
52
29
Özet Fragman Beğenenler
kaptankaptanim profil fotoğrafı
kaptankaptanim
En son, ilk filmini izlemekle daha iyi yaptığımı düşünüyorum. Yeni filmi çıkmadan önce Owen Wilson ve Wes Anderson'un hayal gücü potansiyellerini çözümlemiş oldum. İlk bu filmi izleseydim hiçbir şey beklemezdim ancak Wes Anderson'un bazı vazgeçmediği tekniklerini daha ilk filminde bir gelenek olmadan önce görmek etkileyici bir deneyim oldu. Filmin yazılış öyküsü Wes Anderson ve çocukluk arkadaşları olan Luke ile Owen Wilson'ın fantezi dünyasının bir yansıması olarak çıkıyor karşımıza. Yaşamları boyunca tanık oldukları gangster kurgularının içinde hapsolmuş buluyorlar kendilerini. Hiçbir baltaya sap olamamış Dignan aslında bir çocuk (bu masumiyeti Life Aquantic, Rushmore filmlerindeki kırmızı berelerle verdiği gibi burada da soygun çorabının kırmızı oluşundan anlıyoruz. Ya da mutluluk ve birliktelik hisse veren sarı rengin yaygınlığından.) ve yaptıkları da bu çocukluk durumu ile tutarlı olduğu için hiçbir zaman onu suçlu durumunda göremeyiz. Görmemeliyiz çünkü hep masum kalmış ve kendine oyun arkadaşı arayan bir oyun kurucusu aslında kendisi. Patron olmaktan zevk alan büyüyemeyen ama sanki gizliden gizliye de çocuklukta kendini bulan biri. Filmde bu noktaya temas eden bir başka tema "güç". Bunu ilk kez kafede oyun oynadıkları yerde görüyoruz. Wes Anderson gene dahice davranarak kadrajı oyunun adının ilk bölümünü alacağı şekilde ayarlamış ve gerisini dışarıda bırakmış. o kelime de Power.. Bunu Anthony'nin yorgun hissettim sözlerinde buldum. Güç ya da Power çok farklı kapılara açılabilen bir kavram. Power batarya, şarj, dayanıklılık; fiziksel boyutta direnç, ruhsal boyutta direnç. ihaleye girmek için var olması gereken ticari zeka, güç(destek, ekip, çete) hayata karşı bir duruş gibi gibi. Filmde bunları yer yer görüyoruz. Zorba olan ağabeyin zayıf kardeşini ezmesi, Bob'un korkak oluşu zayıflık, Dignan'ın zaafları zayıflık, Anthony'nin ruhsal zayıflığı = romantik algısı vb, Dignan'ın aldığı bütün oyuncak roketleri harcaması(güç, malzeme) gibi durumlar ile gördük ancak güçlü bir eleştiri olan ve beni çeken an bir kitap evini soydukları andı. Sanki çocukken arkadaşlarımızla kurduğumuz oyunlar gibi. Buruna takılan bant = ilgi çekmek olarak yorumlanabilir. Kitap dükkanı = güçlerinin yettiği nokta ve soygunu gerçekleştirenler aslında nesneler, insan değil. Dikkat ederseniz Dignan müdürün statüsü altında eziliyor ve elinde tabanca varken bile ona saygı duymak zorunda kalıyor bu aslında aşağılık kompleksinin yarattığı bir durum ve gizli olmak insanı rahatlatıyor. Gizem yaratmak, güç kazandırıyor. Zaten elinde silahla bir yeri soymaya kalktığında kendini doğrudan diğer insanlarla eşitlememiş oluyorsunuz. Halbuki ranger adı koruyucu anlamına gelir masumlara zarar veren değil. Zayıf olanda zaten güç olmadığı için zayıfı soymak bir güç ibaresi değildir. Ah Dignan.. Sen ne güzel bir çocuksun. Wes Anderson bir çocuğun kendi hayalini gerçekleştirmesini sağlamış. En zor olan şey çocuk olarak birilerini koruyabilmektedir. Liderlik çocukken çok masumdur büyüyünce insanın suçlu olma ihtimali vardır çünkü. Çocuğu kandırmak da kolay bir durum ya da onu dövmek. İstismar! Mr Henry'nin de Bob'un ağabeyinin de yaptığı şey birbirinden ayrılamaz ancak ikisi de bir ders vermek ahlakçılığı üzerinden değerlendirilirse Henry'nin ki daha insani boyutlarda. Lone Ranger göndermesi komik olduğu kadar ironik. Johnny Depp'in Tonto'tu oynadığı ve 1956 yıllarında Lone Ranger filminin Kemo Sabe'si ile kostüm gözlüğünün karşılaştırılması da tatlı bir gönderme. Ters köşe durumlar, yalan söylerken kandırılıyor olabileceğimiz savunusu güçlüydü. Birini ikna etmek istediğimizde onu bizi büyüten kimse ona söylememiz ve çözüm arayışını ona bırakmak ve hatta bizi büyüten kişinin bile bize yalan söyleyebileceği durumu gene çok tatlıydı. (burada bir parantez açıp, parantezi açtıktan sonra söyledim ya ahahahha, ufak bir anımı paylaşmak istiyorum. Küçükken mahallede taso oynadığımda kekilmiştim ve annem de gidip beni keken arkadaşımdan tasolarımı geri almıştı sorduğumda da ben alırım cevabını vermişti. Üzerinden on on beş yıl geçtikten sonra annem bana o gün olan gerçeği söyledi. Çocuğa pasta vereceğini söylemiş ama burada komik ve kederli olan durum "doğum gününde geldiğinde" demesi olmuş. Kandırmış çocuğu) Çocuk çok kolay kandırılıyor gerçekten. Çocuğun elinden şekerini almak kadar kolay sözünü Dignan'ın ağzından duymamız.. Yaptığı planın yetişkinler tarafından bozulması.. Öyle eğlendim ki izlerken. Kendi çete elemanlarının filmin içindeki karakterleri ile verdikleri Applejack'ın hastalığı(oyunculuğu), Kumar'ın tükenmişliğinin demans oluşu gibi durumlar da cabası. Çocuk suçlu olmaktan, kötü damgası yemekten o kadar uzak ki çok doğru bir seçim bunu bu şekilde ifade etmek.. Dikkat ederseniz Wes Anderson'un film afişlerinin beklentiyi yaratmak ve karşılamamak adına bir amacı var. Bottle Rocket'ta silah tutan adamlar beklenilen aksiyonu bulamamak, Moonrise Kingdom ve Tenenbaum Ailesi'nde kalabalık oluşu ama aslında ailenin olmayışı ya da doğada yalnız olmak, katil olmak isanın doğası(avlayıcı, toplayıcı) Life Aquantic'de filmin tamamının deniz altında geçtiği beklentisi sonra filmde sadece beş dakika suyun altını görmek gibi gibi. Çocuğun gücü olmadığından ya da hep yanında destek ihtiyacı olması gerektiğinden midir nedir Dignan karakterinin tasarlanışı hayranlık uyandırıcı. Sonuç olarak arkadaşlarını yarı yolda bırakmamış, planı ihmal etmemiş, insanların hayatını kurtarma yolunda yakayı ele verirken aslında çocuk olmaktan da hiç vazgeçmemiş. Filmin sonundaki deliliğe olan organik eleştirisi, hala çocuk hayal gücü ile tüm çetesini ele vermeyişi detayı tüyler ürpertici. Ne güzel filmdin be!
error_outline
yazcsefa profil fotoğrafı
yazcsefa
Wes Anderson' ın ilk filmi. Hayattan dışlanmış farklı kişiliklerin suç dünyasına adım atma çabalarını ve özellikle Dignan'ın (Qwen Wilson) bu konudaki azmini, kararlığını ve dostunun bu konudaki her türlü desteğini izlemek oldukça eğlenceliydi. Ben keyif aldım izlerken özellikle sonları çok hoşuma gitti. İzlenebilecek güzel bir komedi.
error_outline
otekiben profil fotoğrafı
otekiben
şapşal loser filmi. güzeldi.
error_outline