Inci küpeli kiz (Girl with a Pearl Earring) (2003)

Inci küpeli kiz (2003)Girl with a Pearl Earring

Puan 6.7 / 10
Senin Puanın
Yönetmen
Dil
İngilizce
Ülke
İngiltere
Süre
100 dakika
75
6
327
93
kaptankaptanim profil resmi
kaptankaptanim
Filmde en bariz metafor yansıma, yanılsama üzerineydi. Işıklarda beliren kırılmalar ve güneşin kaseden yansıması aslında "bireyin kendi kabullendiği gerçeği nasıl yıkıp dünyayı görmek istediği gibi görebileceğine dair bir izdüşümdü. Johannes Vermeer'in kızla birlikte camdan bakıp bulutların ne renk olduğunu sorduğu sahnede bizlerin aslında gerçeği olduğu gibi gördüğüne dair güçlü bir eleştiri vardı ki filmin de dikkat çekmek istediği noktalardan biri "sanatçı olarak gördüğümüz kişilerin gerçeği olduğundan daha farklı anlatabilme yetisi olduğu" durumu bence. Burada tabi ki kısıtlanmalar ve sınırlar ağır basıyor. Filmin açılış sahnesinde kızın hasta babası bir çin porseleni veriyor kızına ve porselenin dört bir yanında haç sembolü var. Dönemine göre büyük savaşlar sonrasında Protestan olan bir Hollanda'nın Katolik insanlarının yaşadığı zorlukları da aktarıyor bir yandan ki filmde değinilmese de ekonomik zorluk yani para hep insanı bir şeylere mecbur bırakıyor. Yani bu filmin dramatik kurgusu bence parasızlık ile başlıyor. Ailesi için para kazanmak zorunda olan Griet(hizmetçi kız) Zengin biri için resim çizen Johannes Vermeer de para nedeniyle bu eylemi yapıyorlar. Evdeki hizmetçiler arasında "ahlak" denilen kavramı sorgulatıyor film. Greta dedikoducu ve haset bir kadınken Griet daha ahlaklı "utanma" duygusunu yitirmemiş biri. Dönemdeki ahlak değerlerine göre de cazip gelen fikirlerin hepsinin sakıncalı olduğu düşüncesi Johan'ın ve Griet'in hislerinde görünüyordu. Toplumun yarattığı belli normlar insanların hislerinde dürüst davranamamasına sebep olmuş bu beni çok etkiledi. Tıpkı yaramazlık yapmanın küçük kıza cazip gelmesi gibi. Sonu ceza ile biten bir durum kimine göre mazoşist bir haz da yaratıyor olabilir ama zaten çarşaf giymenin altındakini merak ettirmesi gibi bu tarz durumlar hep bir suça iter insanı. Bu günün ufak yaramazlıkları yarının tecavüzden haz duyan insanlarını yaratır. "İnci" nin filmdeki sembolünü çok düşündüm ve sonunda "değer" sonucuna vardım. Çünkü Johannes Vermeer, karısının incilerini kıza taktığında aslında Johan'ın karısına verdiği değerin kıza geçtiğini görüyoruz. Yani değer, toplum tarafından değersiz görünen birini değerli kılıyor. Dolayısıyla karısı da kendinde gördüğü değerin yittiğini değerli bir şeyi bir hizmetçi parçasının taktığını görünce fark ediyor. Film bir sanat filmi bu nedenle de bu yanı biçimsel olarak çoğu şeye yansımış. Örneğin kadrajlar özellikle ev içi sahnelerdeki perspektifler, Bir odadan başka bir odanın içini gören anların hepsi sanki bir tablonun içindeymiş gibi yansıtılmış. Dikkat ederseniz filmin başından sonunda kadar el kol kullanımları çok naif ve estetik ele alınmış. Johan'ın karısının çalışma odasının kapısını kapatırken ki el hareketinde bile bir resim görselliği sezilebilir. Filmde tek bir müzik kullanılmış sürekli bu müziği duymak yer yer sıksa da "filmin bir teması var ve sanat yönetmeni de buna dikkat çekmek istemiş" fikrini doğurdu bende. Bu da bence tabloda var olan "Cazibe" olgusu idi. Bu olgu içinde utanma, şehvet, aşk, yasak, estetik kavramlarını da barındırıyor. Tek bir müzik de bizi o son andaki duyguya hazırlamak için tercih edilmiş gibi geldi bana. Tabi bizler tarihi arka planını net olarak bilmiyoruz ama bence güzel bir yorumdu.
error_outline
2 ay önce
.SimS. profil resmi
.SimS.
Genel anlamda kendini izlettiren, dönemi çok iyi yansıtan ve sanki gerçekten film o dönemde çekilmiş gibi algınıza yerleşen bir film, ama durağan ve tek düze. Genel manada pek beğenmedim diyebilirim
error_outline
3 ay önce
Seda.. profil resmi
Seda..
görselliğin ön planda olduğu, abartısız, yalın, izleyiciyi yormayan bence başarılı bir dönem filmi. çoğu kişinin aksine ben hiç sıkılmadan izledim
error_outline
yaklaşık 5 yıl önce