Bu filmde annenin oğlunu kaybetme sahnesi çok konuşuldu. Hatta ödülde getirdi o sanatçıya. Sizlere Lübnan'lı kadın yönetmen Nadine Labaki'nin "Peki şimdi nereye" filminde oğlu ölen anne "Yvonne"nin oyunculuğunu da izlemenizi dilerim. İzleyeli 14 yıl olmuştur ama hala o sahne aklımdadır.
Birde çocuk onkoloji servisindeki anne babaları bilirim. Yaşarken çocuklarının gözleri önünde eriyip çok fazla acılar çekerek öldüklerine şahit oluyorlar ve o servisteki çocukların neler yaşadığını bilmek istemezsiniz.
Film kötü değil ama bir kadın bir anne bu kadar tek kalıp tek bakış açısı ve tek düze olamaz hayatı boyunca. Film kadınların gözünden bakıyor. Anlatım dili de kadın bakış açısı. Bunu fark ederek izlemek önemli.
Hamnet mütevazi ve bir o kadar görkemliydi. Bizi film içerisinde her an bir tiyatro içinde tutmak adına sahneleri incelikle kurgulanmış. Bunun bir hikaye olduğunu hissettiren uzaklık ve içeri girmen gerektiğinde de bir o kadar yakın seçilen kadrajlara sahip. Film yorucu detaylardan uzak sade bir dil ile aktarılmış. Filmin doruk noktalarında chloe zhoe tüm sahneyi oyuncunun yeteneğini parlatacak şekilde geriye çekilmiş, oyunculuğun gücünü bunun bir sanat olduğunu izleyeni sarsacak şekilde deneyimletiyor. Ve o enfes final sahnesine gelirsek, tümüyle bir ekip işi olduğu, herkesin kalbini ortaya koyduğu çıplak şekilde okunuyor. Bu öyle güçlü ki tüm izleyici, tüm salon tek bir yürek haline geliyor. Sanatın gücünü tüm salon o anda deneyimliyor, bir anlığına sinema salonu evimizin ve kalbimizin kendisi oluyor. Sanatın saf gücünü bizlere çıplak bir şekilde deneyimletiyor. Belki çoğu insanın ağlamasının sebebi bu güç karşısında kalbini hissetmekten başka bir seçeneğinin kalmamasıdır. Yani demem o ki aradaki perdeyi bir anlığına tamamen kaldırıyor. İzleyende kalmıyor, izlenen de...
Güzel film mi evet güzel film. Peki bunca ortalığı kasıp kavurmasına değer mi -bana göre- hayır değmez. Bu kadar abartılan ne var anlamadım tekrar söylüyorum film kötü değil ama abartıldığı kadar da bir şey yok ortada 1994 yılında oscar alamayan herhangi bir film > bu film
Oyunculuklar, müzikler, renk tonlamaları hatta çekim açılarına kadar özenilmiş bir film. Filmin durakladığını noktalar biraz sabırlarımızı sınasada sonu buna değdi diyebilirim. Bu filmi sinemada izlemenizi tavsiye ederim. 🤞🏻 8/10
Oscar kazanır ya da kazanmaz hiç umrumda değil, zira Oscar benim için hiçbir şey ifade etmiyor. O kadar çok ağladım ki, küçücük bir çocuğun ölüm korkusuna, tiyatro yoluyla anne ve babanın acılarıyla yüzleşmelerine kalbimi bıraktım. Oyuncular çok iyiydi, müzikler harikaydı. Evet bazı kısımlar çok hızlı geçildi, bir an önce ölüm konusuna geçebilmek için ilk yarıyı oldukça zayıf bırakmışlar ama ikinci yarıda o zamana kadar neler yaşandığını bile unuttum. Uzun tutsalardı bile her türlü ikinci yarının gölgesinde kalacakmış zaten. Çok beğendim bir hafta geçti, hala etkisindeyim.
Çok çok başarılı bir yapım , oyunculuklar , hikaye derinliği, katman katman yoğunluktaki duyguların seyirciye bu kadar güzel aktarılması harika , Paul’un Oscar’a aday gösterilmemesi trajik , küçük oyuncunun da ‘Yardımcı erkek oyuncu’ya falan aday gösterilmesi gerekiyordu net bir şekilde , harikaydı . Ve elbette Jessie’ye ilk Oscarı hayırlı olsun net bir şekilde
Harikadan başka bir şey söylemeye gerek yok. Oyunculuktan kostüm ve dizayna, sinematografiden duyguya. Umarım herkes izlerken aynı deneyimi yaşayabilir.
Çok nitpick olacak belki ama tek sıkıntım filmin sonunda on the nature of daylight'ın kullanılması. Çok sevdiğim mükemmel bir parça ama daha önce bu parça beynimde başka bir şey için kodlandığından (Arrival) beni az daha sahnenin temposundan çıkarıyordu. ( Aynı şey bu parça Last of Us da kullanıldığında da olmuştu) İzin verseler Max Richter bu sahne için inanılmaz bir müzik yapabilirdi. Tabi herkesin yaşayacağı bir durum değil, bu parçayı bir şeylere kodlamadıysanız ya da daha önce duymadıysanız final sahnesine çok yakışmış
Hamnet'i izleyeli birkaç gün oldu ama hala aklımdan sarışın erkek çocuğunun oyunculuğu çıkmıyor. Jacobi Jupe gerçekten nefisti; izlerken insanın içine işliyor, ben kendisine bayıldım. Film acı, sevgi ve yas temasını çok yoğun ve dürüst bir şekilde yansıtıyor, o duygusal ağırlık izleyiciye geçiyor, bunu inkar edemem. Dönemin ruhu, sahneler ve kostümler de gayet özenliydi. Ama temposu bana biraz fazla ağır geldi. Bir kere izlemek yeterli oldu, açıkçası tekrar dönüp izlemek aklıma gelmez. Yine de bazı performansları ve duyguyu aktarış biçimiyle akılda kalıyor.
Birde çocuk onkoloji servisindeki anne babaları bilirim. Yaşarken çocuklarının gözleri önünde eriyip çok fazla acılar çekerek öldüklerine şahit oluyorlar ve o servisteki çocukların neler yaşadığını bilmek istemezsiniz.
Film kötü değil ama bir kadın bir anne bu kadar tek kalıp tek bakış açısı ve tek düze olamaz hayatı boyunca. Film kadınların gözünden bakıyor. Anlatım dili de kadın bakış açısı. Bunu fark ederek izlemek önemli.
hissettiren uzaklık ve içeri girmen gerektiğinde de bir o kadar yakın seçilen kadrajlara sahip.
Film yorucu detaylardan uzak sade bir dil ile aktarılmış. Filmin doruk noktalarında chloe zhoe tüm sahneyi oyuncunun yeteneğini parlatacak şekilde geriye çekilmiş, oyunculuğun gücünü bunun bir sanat olduğunu izleyeni sarsacak şekilde deneyimletiyor.
Ve o enfes final sahnesine gelirsek, tümüyle bir ekip işi olduğu, herkesin kalbini ortaya koyduğu çıplak şekilde okunuyor. Bu öyle güçlü ki tüm izleyici, tüm salon tek bir yürek haline geliyor. Sanatın gücünü tüm salon o anda
deneyimliyor, bir anlığına sinema salonu evimizin ve kalbimizin kendisi oluyor.
Sanatın saf gücünü bizlere
çıplak bir şekilde deneyimletiyor. Belki çoğu insanın ağlamasının sebebi bu güç karşısında kalbini hissetmekten başka bir seçeneğinin kalmamasıdır.
Yani demem o ki aradaki perdeyi bir anlığına tamamen kaldırıyor.
İzleyende kalmıyor, izlenen de...
10/9
En iyi film
En iyi kadın oyuncu
Oscarları hayıtlı olsun.