Kaynak (The Fountain) (2006)

Kaynak (2006)The Fountain

Puan 7.7 / 10
Senin Puanın
Yönetmen
Dil
İngilizce
Ülke
Kanada
Süre
97 dakika
404
41
1084
331
PorcoRosso profil fotoğrafı
PorcoRosso
Olağanüstü güzellikte bir film. Aronofsky filmografisinin en beğendiğim işi. Birkaç kez izlemek gerektiğini düşünüyorum, her izlediğimde final sahnesinde tüylerimin ürpermesine engel olamıyorum.
error_outline
6 ay önce
japonbalikcisi profil fotoğrafı
japonbalikcisi
Alevi deyişlerinde ya da Heavy Metal şarkılarında (ikisi ne alaka diyebilirsiniz ama bana hissettirdikleri neredeyse aynı) hissettiğiniz bir şey vardır hani, doyum noktasına ulaşırsınız. Kendinizi o şeyin içinde bulursunuz. Bir otobüste ya da toplumun göbeğinde başınızı sallarken bulabilirsiniz kendinizi.
Öyle bir film tam da.
Huzur verici, rahatsız edici, tatmin edici, korkutucu, heyecanlandırıcı, merak ettirici.
Yılların klişesi aslında, ruh-beden kavgası.
Tanrımız, hayat ağacımız ya da sevgilimiz ana noktamızda. Deli gibi ulaşmak istiyoruz. Tamamen O olmak istiyoruz. Hallacı Mansur’un “Enel Hakk”ı yahut Budha’nın mevsimlerce bir ağacın altında oturup ışığı bulması. Hepsinin sonunda ölüm yok mu? İnsan eliyle yahut Tanrı eliyle… Ölüm sonsuzluk değildir, buna katılmıyorum. Ölüm doyum noktasıdır, en büyük hazdır. İnsanoğlunun ulaştıktan sonra geri kalan her şeyi anlamsız bulacağı bir noktadır.
Standart bir "kadın filmi" diye ifade edilmiş bazı yerlerde ama benim açımdan mistik/dinî bir film. Hayatımın filmi diyebilirim.
error_outline
1 yıldan fazla önce
melancholydesire profil fotoğrafı
melancholydesire
Sadece akışına bırakın ancak bu şekilde hisleriniz ortaya çıkar
error_outline
1 yıldan fazla önce
VforKukuletta profil fotoğrafı
VforKukuletta
Aronofsky sinemasının en az beğendiğim filmi oldu.. ama genel olarak düşünüldüğünde ortalama üstü bir film
error_outline
1 yıldan fazla önce
kaptankaptanim profil fotoğrafı
kaptankaptanim
Film sekans sekans ilerliyor. Ve her sekansta bir daha baştan etkileniyor insan. Ölümsüzlüğün arayışında, tanrının yolunda bir İspanyol konkistador'un mistik, ruhani yolculuğu diyebiliriz. Aslında anlatılmak istenen kader sensin, seçim sensin. Tercihlerin bize bırakılışı ve bu özgürlüğün ruhu besleyişi.. Beden cansız bir nesnedir. Ruh olmadan yaşayamaz. Ruh da aşk odaklı kurguda. Kurguya dahil olmak yerine kendi kurgusunu yazma imkanı sunuyor. Aslında başkalarının yarattığı konuştuğu bireyler olarak yaratılıyoruz. Herkesin yaratıcı olduğu bir dünyada insanın kendi kendisini yaratması çok da garip gelmemeli. Hristiyanlık, Budizm ve Maya pagan inanışını bağdaştırarak iyi bir fikir veriyor. Konkistadorler şehir mertebesine yükseltildikleri için kurbandır aslında. Gene başka bir detay olan Kraliçe İsabella'nın engizisyon yargıcı Torquemada'yı öldürmekten vazgeçmesinin nedeni. Kurbanların yani kuzuların olduğu dünyada kurtlar her zaman olmalıdır bu bir denge meselesidir diyor. Sahnelerdeki ters açıdan düz açıya geçişin nedeni bence yaşatmak için öldürmeyi riske alan doktor sembolüdür. Kumandanlık da öyle. Günümüz cehennem, geçmiş cennet ve düşünce sahneleri arafı temsil ediyor. Işık ve renk paletlerinden anlaşılabilir bu durum. Düşündüğümüz an muallakta yani arafta kalırız aslında. Keşkelerin çok anlamlı olduğu bir film o nedenle kesinlikle. Var olmaya çalışırken yok oluşu görmek insanın cehennemidir. Geçmişlerimiz ise kötü anılarla güzel anılarla da dolu olsa yaşamak cennet hissi yaşatır. Rachel Weisz'in suratındaki korkunç ifade, hissizlik ve Hugh Jackman'daki yaşama heyecanı, atak, adrenalin, ölüm olan bir dünyada insanın kendini yazma, kendini yaşatma dürtüsü buna tahammül etmesini kolaylaştırır. Filmdeki Divine Hords yazısı aslında filmi özetler niteliktedir.
error_outline
2 yıldan fazla önce
Celestine profil fotoğrafı
Celestine
"Bedenlerimiz, ruhlarımızın hapishaneleridir. Derimiz ve kanımız, tutsaklığımızın demir parmaklıklarıdır. Yine de korkmayın. Et çürür. Ölüm, her şeyi küle çevirir ve böylece ruhu serbest bırakır."
error_outline
2 yıldan fazla önce
Mine.Ce profil fotoğrafı
Mine.Ce
"Çok acaip bir film izledim" diye başlayayım. İlk başta sıkıldım. Ama ne zaman içine aldı beni , nasıl bitti anlamadım. Bir rüya görüyor gibi izledim sanırım. Çok büyük beklentiye girip izlemeyin, sadece farklı birşey izleyeceğinizi bilin yeter. Hugh Jackman tek kişilik bir sahne performansına çıkmış giibi harika bir oyunculuk sergilemiş. Sonlara doğru görsel ve işitsel bir şölende buluyorsunuz kendinizi.Ölüm ve yaşam konulu filmleri seviyorsanız izleyin lütfen...
error_outline
yaklaşık 4 yıl önce
Lioness profil fotoğrafı
Lioness
Kesinlikle kafanız dolu iken yaklaşmamanız gereken bir film. Yoğun, anlaşılması zor ama kavradığınızda sizi içine hapsediyo. Hugh Jackman zaten oyunculuğuyla büyülüyo :) Benim tarzım değil kafam pek dingin değildir genelde film izlerken bile kendi kendime kritik yaptığımdan bir kaç kere koptum filmden ama zor da olsa yakaladım ucundan bir şekilde bitti ^^ Pişman değilim ama "Wow" da deditrmedi.
error_outline
4 yıldan fazla önce
Rainbow profil fotoğrafı
Rainbow
Ölümden korkmamasına rağmen kanser eşini yaşatma çabasında olan bir adam...Başarabilecek mi?Ölüm aşkı bitirir mi ?Tasvir gayet başarılı.Aşkı farklı gözlerden görmek isteyenler bu filmi izlemeli bence
error_outline
4 yıldan fazla önce
alicandan profil fotoğrafı
alicandan
Ağladım diyebilirim, oyunculuk mükemmel ötesi çok beğendim..
error_outline
4 yıldan fazla önce
marshMELOw profil fotoğrafı
marshMELOw
yani çok abartılacak bi film değilmiş esasen, bütünlük tamamlanamamış gibi. Açıkçası Aronofsky hayal gücünü otaya dökmek için çekmiş sanki bu filmi:)
error_outline
neredeyse 5 yıl önce
zeftodeath profil fotoğrafı
zeftodeath
cloud atlas mı bu mu? ben karar veremedim.
error_outline
5 yıldan fazla önce
ecemcelikkol profil fotoğrafı
ecemcelikkol
Gerçekten çok etkileyici bir filmdi. Oyunculuklar muhteşemdi özellikle. Beni filmin içine çeken oyunculuklardı. Ben bayıldım, izlemeden ölmemek gerek
error_outline
5 yıldan fazla önce
KlaketKafa profil fotoğrafı
KlaketKafa
Bana The Fall'u anımsatan yönleri vardı. Bu tarz, insanı afallatan filmler, böyle ara ara, monotonlaşmış bünyelere iyi gelir ;) Rachel Weisz'la Hugh Jackman'ın uyumuna bayıldım *.* Öyle tatlı bir çift olmuşlar ki... Filme gelecek olursak kesinlikle etkileyici bir film fakat hayatımın filmlerinde ilk 5'e girer mi? Pek sanmıyorum. Aronofsky filmlerinde bir eksiklik duygusu yaşıyorum, sanki asıl tadı veren baharatlardan biri eksik gibi hep. Requiem for a Dream'de de aynı duyguyu yaşamıştım, filmi etkileyici bulmuştum fakat tastamam bulamamıştım. Bir de filmlerini genelde overrated buluyorum, tamam eyvallah etkileyici filmler ama yani yine de o kadar şe'yapmamak lazım ^_^Benim tavsiyem: İzleyin, etkilenin, sorgulayın, sindirin ama lütfen abartmayın =]
error_outline
5 yıldan fazla önce
Bhrpst profil fotoğrafı
Bhrpst
Ölümü kabullenenin daha hayat dolu olup,dokunduğunu yeşillendirdiği;ölümü reddedenin ise tam aksine sonusuzluğu aramasına ve istemesine rağmen dokunduğunu soldurduğu bir masal.(özellikle bu sahne içimi acııttı sanırım) tüm tezatlığıyla içine çekti film beni. Hikayeler arası bağdaştırma yapma çabasıyla filme kendinizi kaptırıyorsunuz ve aniden bitiyor,esaslı bitiyor. Herkesin aldığı mesaj kendine arkadaşlar,iyi seyirler :)
error_outline
5 yıldan fazla önce