Bizim de Kendimize Göre Hayallerimiz Var!
(Yazar: incidamla)

66f6437e a09f 4d50 b2ea d6be4eb8f535

Hani bazı filimler vardır, bittiğinde jenerik akarken alamazsınız gözlerinizi ekrandan. Boş boş bakarsınız. Hayatınızı etkiler o film, vermek zorunda olduğunuz ama sürekli ertelediğiniz kararları bir anda vermenizi sağlar. İşte, Yazı Tura (2004) filminde insana bunları yaptırıyor Uğur Yücel.

Türk sinemasında karşılaştığımız tipik “ajitasyon” filmlerinden çok daha farklı bu film. Gerçeklerle yüzleştiriyor insanı. Hareketli ve yakın çekimleri izleyiciyi Ürgüp’te Rıdvan’ın (Olgun Şimşek) yanındaymış gibi hissettiriyor. O soğuğu, karı iliklerinizde hissediyorsunuz. Ya da, 17 Ağustos’u bir daha yaşıyorsunuz Cevher (Kenan İmirzalıoğlu) ile beraber. Resmen babanızı çıkarıyorsunuz göçük altından onunla birlikte. Filmin dokusu, müzikleri o kadar çok içine çekiyor ki izleyiciyi, etkilenmemeyi imkansız kılıyor.

Film bariz bir şekilde ikiye bölünmüş. Birlikte askerlik yapan, umut dolu iki çocuğun hüzünlü hikayeleri. İlk bölümünde Rıdvan’ın hikayesi anlatılıyor. Rıdvan, amatör futbolcu. Tüm hayalleri mayına bastığında yok olan ayağıyla birlikte gidiyor. Ürgüp’e, evine döndüğünde hiçbir şeyin eskisi gibi olmadığının farkına varıyor. Çünkü Rıdvan da aynı Rıdvan değil. Ortaokuldayken aşık olduğu kızın terörist örgütüne katıldığını onu vurduğunda öğreniyor. Yaşanmışlıklara isyanından kaybediyor aslında Rıdvan ayağını. O isyan onun bağırarak mayınlara doğru koşmasının sebebi... Zaten bir defa isyan edlidi mi hayata, o da dönüveriyor insana arkasını. Aksilikler üst üste geliyor. Nişanlanmak için nişanlanmış. Hatta nişanlısıyla diyalogları bile inanılmaz derecede sıradan. Küçük çünkü Rıdvan’ın dünyası, ama hayalleri büyük. Büyükmüş... Etrafındaki kimse onu anlamıyorsa, evlenmeyi düşündüğü kız bile en yakın arkadaşını tercih ediyorsa ona, ne gerek var ki daha fazla bu hayata devam etmeye. Zaten bozuk araları hayatla, dayıyor silahı ağzına, sıkıveriyor tetiği. Bitti. Olan annesine oluyor. Oğlunun protez ayağına sarılıp gözyaşları ve kar parçalarının karışırken usul usul eve dönüyor. İşte o sahne insanın göğsüne bir yumruk gibi oturuyor.

Cevher ise daha komplike bir karakter. Askerde yaşadıklarından dolayı, kalabalık fobisi oluşmuş. Evet, belki Rıdvan kadar talihsiz değil hayatla ilgili ama o isyan ettiği hayat onu da başka yerlerden vurmayı tercih etmiş. Çiçekçi dükkanı açmak gibi, masum bir planı varken geleceğe dair, yaşanılanlardan sonra vazgeçmiş masum olmaktan. Bir tefecinin tahsilatçısı olmuş. Çok beklentisi kalmamış hayattan. Küçük bir büfe açmak tek amacı. Askerlik fotoğrafının olduğu bir büfe... Fakat kader bu ya, babasını göçük altından çıkarması yetmiyormuş gibi, umudunu bağladığı o büfe de yıkılıveriyor depremle birlikte. Ama delikanlı çocuk Cevher. Teslim olmuyor hayata. Tabi, kulağını vermiş vatanı için, gazi olmuş, vazgeçer mi hiç? Ama hiç bilmediği bir abisi olduğunu öğrenince bir de bu abinin gay olduğunu anlayınca yıkılıyor dünyası. Delikanlı çocuklar sevmez çünkü gayleri. Bir şekilde kan bağının olduğunu kabul etmiyor. Halbuki, abisinin doğduğu evde doğmuş, onun oyuncaklarıyla büyümüş. Ne farkeder ki gay olması? Orası aslında abisinin. Sonradan gelen çocuk Cevher. Abi ikna etmeye çalıştıkça reddediyor bağlantısı olduğunu. Ta ki, abisinin sokakta üç kişi tarafından dövüldüğünü görene kadar. O dakikada gidiyor tüm delikanlılığı. Abi çünkü o, aynı babadan doğmuşlar. Gözü dönüyor, aslında gözünün bu kadar dönmesinin altında abisini reddetme durumu yatıyor. Katlediyor gözünü karartıp. Bir de sağ kulağını kesiyor adamlardan bir tanesinin. Çünkü hayat da aynısını yapmış ona. Yakalanınca esas hissettiklerini dışa vuruyor. Delikanlılığını, toplumsal sorumluluklarını bir yere bırakıyor. “Gaziyim lan ben! Savaştım ben, kulağımı verdim! Madalyam var benim.” İşte aslında o madalyayla yüzleştiği nokta. İki yüzü var madalyanın. Neresine bakması gerektiğini bilmiyor. Sanki o madalya hep dik duruyor da, hangi tarafı iyi hangisi kötü bir türlü gözükmüyor.

Bu film bize bir şeyleri sorgulattığı için iyi bir film değil. Bu film bize hayatı yaşıyor olduğumuzu gösterdiği için iyi bir film. Hem ne diyor Rıdvan, “Bizim de kendimize göre hayallerimiz var.”

Yorumlar

Sekyazar profil resmi
Sekyazar
bu filmi sitede 5 kere falan tavsiye etmişimdir, güzel bir yazı olmuş umarım ülkemizde yaşayan insanlar izler filmi
4 ay önce