Deli Deli Olma
(Yazar: Ege Sarıaltın)

Ed4e54be dd93 4364 af82 b805f87e6c20

Başrollerini Tarık Akan ve Şerif Sezer’in paylaştığı Deli Deli Olma 2009 yılında çekildi. Usta oyuncu Tarık Akan’ın en son filmi olma özelliğini taşımasının yanı sıra Türkiye sosyolojisinin unutulan bir etnik gurubuna çaktığı selam ile gönüllerde taht kurdu. Yönetmen Murat Saraçoğlu’nun imza attığı işlerin çoğunda yer alan toplumcu bakış açısını, bir aşk hikâyesi ile harmanladığı bu yapımın sinematografik olarak yönetmenin en iyi filmi olduğunu söylemek gerekiyor. 120, Yangın var gibi gişede çakılan işlerinin yanında, O… çocukları gibi başarılı işlere de imza atan yönetmenin bu eseri Kars’ın unutulan topluluklarından Malakanlar’a gönderme yapmaktadır.

Malakanlar Deli Petro’ya Karşı Bir Direniş Hikayesi

Molokaniz’imin 1800lerde başlayan ortodoks kilisesinden ayrılma süreci, etnik yapının 1876-1877’de Kars’a sürülmesine neden olmuştur. Rus Ortodoks inancına göre haftada sadece 2 gün süt içilebilirken, Molokanlar haftada her gün süt içilebileceğini savunmaktaydı. Genel olarak ayrışmanın bahanesi süt içme mevzusu olarak gözükse de altında, sosyal sınıflara uygulanan baskı ve dayatmaların olduğu bilinmektedir. Molokan kelimesi “Süt içen” anlamına gelmektedir. Vizyon filmleri arasına girdiği dönemde oyuncu kalitesiyle son derece ilgi uyandıran “Deli Deli olma” köyünün son Malakan’ı olan Mişka ve gençlik aşkı Popuç arasında geçen bir hikayeye sahiptir. Bölgede kullanılan ağız, başarılı oyuncular tarafından oldukça kaliteli bir şekilde kullanılırken, büyük oyuncu Tarık Akan’ı izlemenin tadı bambaşkadır.
Günümüzde Kanada, Avustralya gibi ülkelerde yaşayan Malakanlar, kaybolmak üzere olan topluluklara örnek teşkil etmektedir. Eğer grubun sosyolojisi hakkında bilgi edinmek istiyorsanız. Orhan Türkdoğan’ın “Kars’ta etnik bir grup; Malakanları’ın toplumsal yapısı” isimli eser kaynak olacaktır.

Geleneksel Türk sinemasının değerlerine saygı duyan, fakat evrensel insani değerleri ön plana çıkarmayı dert edinen yönetmen Miçka ve Popuç karakterleri ile yarattığı çatışmayı, geleneklerine bağlılığı kırarken kullandığı Alma’de filmin diğer önemli ismidir. Alma hayatın devam ettiğinin müjdecisidir. Acıların, sancıların ve inatların geride bırakılması gerektiğini kulaklara fısıldayan küçük bir melektir. Zamanın en büyük sorunu, insan bedeniyle eşdeğer olmamasıdır. Pişmanlıklar ve hatalar ile mücadele etmenin sağlıklı tek yolu yaşamdan geçer belki de! Bazen zaman unutturmaz, bazen insan affetmez, bazen insan yaşarken bile ölüdür biraz!

İşte Alma öyle anlarda, küçük bir kırmızı elmadır. Tatlı, sulu ve yaşam dolu. Gülüşü ile dünyayı değiştirir, küçük bir umut. İnsan dediğin şey, kurgularına boğulduğu müddetçe, yaşama sanatını unutur. Deli Deli olma, baştan sona, inceden acıtır. Kars’ın doğal güzelliği ve muhteşem kadrosunun performansı ile sinema severlerin kalbine tek el ateş eder. Öldürmez, hafif kan kaybettirir. 2000’ler sonrası sinemamızın bu önemli eserinin bir tadına bakmanızı öneririm.

Yorumlar

^ En üste dön